fbpx

Yazarlar

Published on Eylül 29th, 2020 | by Avrupa Forum 1

0

Mustafa Kahya: Devrimcilerin öğretmeni – Halit Elçi

17 Eylül 2014’de yaşamını yitiren Mustafa Kahya’nın ölümünün 6. yılında mezarı başındaki anmada yaptığım konuşma:

Sevgili Kahya, yoldaşım…

Aramızdan ayrılıp kendini doğanın koynuna bırakışının 6. yılında yine mezarının başında, manevi huzurundayız.

Bu yıl biraz az geldik… Malum, kapitalizmin insanlığın başına musallat ettiği son musibet Covid pandemisi nedeniyle böyle sembolik bir anmayla yetiniyoruz bu yıl…

Ama sadece kendi partinden yoldaşlarının değil, senin geniş ailenin, devrimcilerin, yurtseverlerin, komünistlerin binlercesinin gönlünde ve bilincinde bıraktığın izler hala çok ama çok taze… Hepimiz seni çok özlüyoruz…

Sen yetişkin yaşamına öğretmen olarak başlamıştın… Meslek hayatın çok kısa sürdü. Çünkü işçi ve emekçilerin, yoksulların, başta Kürt halkı olmak üzere ezilen kitlelerin kurtuluşu için doğrudan sınıf mücadelesine atılmayı yeğ tuttun. Ve tüm yaşamını bu mücadeleye adadın.

Öğretmenlik hayatın kısa sürdü ama artık sen bundan sonra tüm yoldaşlarının, hatta tüm devrimcilerin öğretmeni oldun. Sosyalizme ve devrime sarsılmaz inancınla, mücadeledeki kararlılığınla, düşmanın her türlü saldırısı karşısındaki ödünsüz tavrınla ve emekçiler ve devrimcilerle ilişkilerinde gösterdiğin içten dayanışmacı, paylaşımcı pratiğinle hepimizin öğretmeni oldun… Ve öğretmeye devam ediyorsun… Seni tanıma, seninle birlikte yürüme onuruna sahip olan binlerce yoldaşın ve daha onbinlercesinin öğretmeni olmaya devam edeceksin. Çünkü seni cismen, şahsen tanımamış olan genç yoldaşlarının da senden öğreneceği çok şey var…

Sen tüm alçakgönüllülüğünle bir devrimci olarak yaşadın. Maksadın kimseye ders vermek değildi. Ama öyle bir yaşadın, öyle bir mücadele yürüttün ki, bir devrimci, bir komünist nasıl yaşar ve insanlığın kurtuluşu için nasıl mücadele eder, dosta düşmana gösterdin.

Sana “zamane dervişi” dendi. Bu tanım sana öylesine yakışıyor ki! Sömürücü, sömürgeci, baskıcı düzenle olan tüm ilişkilerini ta gencecikken kestin ve bir daha düşmanın iğvasına kapılmadın. Ne mal, ne mülk peşinde koştun. Ne markalı giysiler, ne ev, ne araba, ne gösterişli yaşam senin aklını çelebildi. Sen maddi olarak hep en azla yetindin. “Dünya nimetleri”nin çekiciliği seni hiç ilgilendirmedi. Ama sen muhteşem bir düşünsel, manevi zenginliğe sahiptin. Sen mutluluğu işçilerin, emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin kurtuluşu için mücadele etmekte buldun. Ne mutlu sana ki, tüm yaşamını bu mutlulukla geçirdin ve gözlerini yaşama kapadığında arkanda ne mal, ne mülk, ama dostluk, yoldaşlık, mücadele azmi, seni tanıyanların sevgi selini bıraktın.

Devrimci mücadeleye Kurtuluş saflarında katıldın ve bir Kurtuluş savaşçısı olarak yaşadın. Kurtuluş Hareketinin kendinde cisimleştiği komünist militanlardan ve önderlerden oldun. Ama devrim ve sosyalizm davasının önüne koyduğu yeniden yapılanma/yeniden kuruluş görevini bilince çıkardığında, bunca özdeşleştiğin örgütünü yeni ortak örgütlenmeye katıp diğer komünist güçlerle harmanlamakta bir an bile tereddüt etmedin.

İşte bu nedenle sosyalist yeniden kuruluşçuluğun simgesi, önderi oldun. Yeniden kuruluşçuluk sende cisimleşti. İşte bu nedenle sen bize veda ettiğinde hangi gelenekten gelirse gelsin tüm yoldaşların en içten duygularla gözyaşı döktü. Sen SYKP’nin birleştirici gücü ve deniz feneri oldun. SYKP’nin varlığında senin paha biçilmez bir yerin var.

Ama ah yoldaş, bizi ne erken bıraktın. Sana öyle çok ihtiyaç duyduk ve duyuyoruz ki!

Yine de, senin devrime ve sosyalizme olan bağlılığın, mücadele azmin, yeniden kuruluşçu ruhun bize güç vermeye devam ediyor ve devam edecek.

Senin bedenin doğaya karışsa da, insanlığın komünizmle kurtuluşu davasında hep yaşayacaksın. Bundan hiçbir kuşkumuz yok.

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑