fbpx

Almanya

Published on Ağustos 31st, 2018 | by Avrupa Forum 1

0

Erdoğan heykeli neden kaldırıldı? Bienali düzenleyenler anlattı

Almanya’da bienal kapsamında dikilen ve pazar gününe kadar kalması planlanan Erdoğan heykeli apar topar kaldırıldı. Bienalin küratörü yaşananların perde arkasını Artı Gerçek’e anlattı.

ARTI GERÇEK- Almanya’nın Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden’da “Kötü Haber” mottosuyla düzenlenen bienalden Almanya ve Türkiye’deki birçok kişi bir gece yarısı meydana dikilen Erdoğan heykeli sayesinde haberdar oldu. Erdoğan’ın 4 metre boyundaki bronz heykelini görmek isteyenler küratörlerin ifadesiyle gece yarısı pijamayla sokağa çıktı. Ayağının dibine ‘özgürlük’ yazılı notlar bırakanlar da oldu, selfie çektirenler de. Çevresinde sert tartışmaların yaşandığı basına da yansıdı. Pazar gününe kadar kalması planlanan heykel tartışmaların ardından iki gün içerisinde apar topar kaldırıldı.

Wiesbaden Belediyesi heykelin bulunduğu alanın güvenliğinin garanti edilemeyeceğini gerekçe gösterdi. Polis ise Erdoğan taraftarları ile karşıtları arasında sert tartışmalar yaşandığına dikkat çekti.

Bienalin sorumlularından Wiesbaden Şehir Tiyatrosu Müdürü Uwe Eric Laufenberg, “Heykeli ifade özgürlüğünü vurgulamak ve Erdoğan hakkında tartışma başlatmak amacıyla diktik” dedi. Heykelin kaldırılmasının ardından Laufenberg ile bienalin sorumlu küratörleri Maria Magdelana Ludewig ve Martin Hammer’ın yaptığı ortak basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: 28 Ağustos 2018’de, Recep Tayyip Erdoğan’ın altın heykeli etrafında birçok insan birbiriyle konuşup tartıştı. Almanlar, Türkler, Kürtler, yaşlılar, gençler, Türk devlet başkanının hayranları ve yanı sıra eleştirenler ve muhalifler. Türkiye’de şu anda bu mümkün değil. Çünkü Erdoğan’ı eleştirenler hapisle tehdit ediliyor. Türkiye’de serbest basın ve sanat pratiği yapmak artık mümkün değil. Almanya’da bu mümkün ve gereklidir.

Tüm bu tartışmaları, heykelin yarattığı etkiyi ve kaldırlmasının arka planını Wiesbaden Bienali’nin sorumlu kuratörü Maria Magdelana Ludewig’e sorduk.

– Türkiye’de ve belki Almanya’da birçok kişi Wiesbaden kentindeki bienalden Erdoğan heykeli sayesinde haberdar oldu. Neyi amaçladınız bu heykelle?

Bienalin sloganı “Kötü Haber”in arka planında bize dün düşünülemez olan şeyin, bugün çok normal olarak sunulan bir dünyada yaşıyor olmamız var. Bu slogan, anlaşmadan oluşmuş ve bir fikir birliği bulunan bir bölgenin bulunması durumunun ortadan kalktığını söylüyor. Buna örnek Donald Trump gibi birisinin başkan adayı olarak seçilebiliyor olması. Üstelik böyle birşey, birçok insan için bir zamanlar düşünülemezdi bile. Galiba uzun süre arkamıza yaslandık ve “demokrasimiz var, tamam” diye düşündük. Herşeyimiz var, herşey süper… Ama şimdi bu demokratik rahatlığın apaçık tehdit altında olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Sanırım bu tehdit tüm Batı demokrasisi için geçerli. Şu anda bu batı demokrasisinin istikrarını etkiliyor.

Diğer taraftan yine öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, bir fikir birliğine varılmış herhangi bir bölge de bulunmuyor. Bir taraf, bir konunun “kötü haber” olduğunu düşünürken, başka bir taraf için aynı olay “iyi haber” olarak görülebiliyor. Son derece derin bir ayrışma olduğundan dolayı kimin için “kötü haber” kimin için “iyi haber” artık çok anlamlı bir hale gelmiş durumda. Ortak duyguyla okunabilecek çok az şey kalıyor gittikçe. Bienalin mottosu da ortada var olan bu mutlak muğlaklıklığı yansıtıyor. Tabii ki bienal kapsamındaki bir çok farklı çalışma, bu bahsettiğim noktaya değiniyor, yani akla hayale gelmeyecek veya imkansız olabilecek şeylerin, düşünülebilir, yapılabilir olmasıyla. Bunların arasında sayılabilecekler: Koruma altındaki Devlet Hessen Eyaleti Tiyatrosu’nun girişi eksiksiz işleyen bir REWE süpermarketine dönüştürüldü; tiyatronun sahnesine arabalar park ediyor; aynı tiyatronun bodrumuna bir porno sineması yerleştirildi… Bu bağlamda kendimize sorduğumuz soru şuydu: Böyle bir heykeli, bir meydana öylece koyabilir miyiz? Koyarsak ne olur? Şehirde yaşayanlar bu duruma nasıl tepki verir? Tüm bu soruları, olanları ve olacakları bienalin konsepti içinde görmek gerekir.

– Heykelin konulduğu mekanda ne kadar kalması planlanmıştı?

Heykel için 3 aylık bir iznimiz vardı.

– Gelen tepkiler üzerine mi kaldırıldı?

Heykeli biz kaldırmadık. Belediye, kamu güvenliği ve düzeninin korunamayacağını, bunun için çok büyük çaba harcanması gerektiğini gerekçe göstererek kaldırmaya karar verdi.

 Bienalin sorumlu küratörlerinden biri olarak heykelin kaldırılması kararı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bütün gece heykelin dikildiği yerdeydim, gün içinde de bir çok kez o alandaydım. İzlenimlerimden belediyeninkine benzer bir çıkarımda bulunamıyorum ve polisin gördüğü kamu düzeni tehdidini tasdik edemiyorum. Ateşli sözlü tartışmalar gördüm, ancak herhangi bir şiddet veya tehlike yaratacak bir eğilim görmedim. Ne dikildiği ne de kaldırıldığı akşam böyle bir olaya denk gelmedim. Ancak kabul etmeliyim ki güvenliği sağlayanların ellerinde bulunan bilgilere ben sahip değilim. Bu yüzden yapılanı da yargılayabilecek durumda değilim.

– Polisin sizinle paylaştığı gerekçe neydi?

Polisin açıklaması, heykelin dikili bulunduğu meydanın, heykelin etrafında yapılan sert tartışmalardan dolayı artık güvenlik güçleri tarafından korunamayacağı yönündeydi. Ama bence bu tür tartışmalar ve bunların doğurdukları altın değerinde. Çünkü bu tür karşılaşmalar çok nadir olabiliyor. Bunu kabul eden belediye yönetimi ve güvenlik güçleri, bu tartışma ortamının o şekliyle korunması için önemli bir koruma gücüne ihtiyaç duyulacağını, bunun da maliyetli olduğunu belirtti.

Eleştirdiğim nokta bu. Her hafta sonu futbol maçlarında insanlar birbirine girmesin diye takviye güvenlik güçleri çağrılıyor ya da resmi törenlerde yabancı ülke başkanları korunurken… Bu tür büyük organizasyonlarda yüzlerce polisin bulunması normal ve bunlar ödenebilir masraflarken, bienal’deki değil! Bu hiç de adil değil, çünkü Facebook’ta ya da genel olarak sanal dünyada değil, insanların birebir yüz yüze geldikleri, fiziksel bir politik ortamda karşılaştıkları, paha biçilemez bir fırsattı. Herhangi bir meydanken, bir anda bir anlamı oldu ve politik alışverişin gerçekleştiği bir yere dönüştü. Keşke en azından bir müddet daha bu bahsi geçen para ve personelle bu ortam yaşatılabilseydi.

– Basın açıklamasının metninde “Türkiye’de gazeteciler, sanatçılar Erdoğan’ın hapis tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarından, özgürce kendilerini ifade edemiyorlar. Bunu bu yüzden burada yapmamız lazım” demişsiniz. Ancak burada da Erdoğan hakkında rahatça sanat yapılıp konuşulamıyor: Örneğin Böhmermann’ın şiiri mahkemelik oldu. Sergilerden kaldırılan tablolar da hatırlıyoruz. Türkiye’den resmi makamlardan bir talep geldiğini düşünüyor musunuz?

Doğrusunu söylemek gerekirse, heykel olayına karşı gelen tepkilere cevap yetiştirmekte güçlük çekiyorum, çünkü çok fazla. Aralarından beni en fazla şaşırtan ise T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu’nun internet sayfasında, heykelin iyi niyetli bir düşünceyle dikilmediğinden bahsedilerek, kaldırılmasının talep edilmiş olması. Bu kurumun talebinin hemen ertesinde heykelin kaldırılmış olması manidar. Yine de kararın bununla ilgili olmamasını ümit ediyorum.

– Heykel meydandayken gözlemleme şansınız olmuş. Reaksiyonlar nasıldı? Mesela Türkiyelilerin verdiğiniz mesajı anladığını düşünüyor musunuz?

Ben bu heykelle yaşanabilecek bir çok şeyi yaşadım. Çok farklı tepkiler vardı. Bunlar Türkiyeliler, bunlar Almanlar, bunlar Kürtler denilemez, bu kadar kolay değil. Ayrıca çok farklı, sert pozisyon almış gruplar var. Türkiyeliler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok ciddi hayranlık duyanlar da var bir o kadar eleştirenler de var. Heykelle selfie çektirenler de oldu. Onlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taraftarları mıydı karşıtları mıydı bilmiyorum. Erdoğan’ı çok sevdikleri için mi heykelle fotoğraf çektirdiler yoksa oturudukları yerde bir sanat aksiyonu olduğu için mi onu da bilmiyorum.

Heykele bir oyun gibi yaklaşan gençler de oldu mesela. Biri heykelin ayağının dibine ‘özgürlük’ yazılı bir kağıt koyup, yanına mezarlıkta yakılan mumlardan yaktı. Bu heykel fiziksel olarak insanların dokunabildiği bir nesneydi, internetteki herhangi bir resim değildi. Bu bile önemliydi. Beni en çok etkileyen heykelin konulduğu gece insanların birbirilerine WhatsApp’tan haber vermeleriydi; pijamalarıyla gece yarısı gelip heykele bakanlar oldu. Erdoğan’ı eleştiren bir grup genç kadın vardı. Bu insanlar heykelin etrafında dakikalarca güçlü bir diyalog kurdular. Farklı duygularla, farklı güçlü argümanlarla son derece zekice bir tartışma yürüttüler. Bu beni çok etkiledi. Çünkü Alman toplumunda sanki buradaki tüm Türkiyeliler Erdoğan’ı onaylıyorlarmış gibi ciddi bir önyargı var.

– Erdoğan’ın yukarı kalkmış eli Hitler’e benzetildi. Bu yorumlara ne diyorsunuz?

Bence öyle değil. Bu heykelin kolu kıvrılmış ve işaret parmağı havada. Her otoriter, gücünü göstermek isteyen politikacının yaptığı bir hareket aslında.

– Heykelin sanatçısı kim?

Heykeli kimin yaptığından çok, bununla ne yapılmaya çalışıldı, halkın tepkisi neydi, ona bakmak gerek. Çünkü sanatçının yanlızca bir adı var, ama bu politik sanatla neleri harekete geçirdi, o daha önemli.

– Heykeli ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Akıbetini henüz bilmiyoruz.

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑