fbpx

Yazarlar

Published on Ağustos 22nd, 2020 | by Avrupa Forum 5

0

Ağustos güzeldir, ölümlere adres olmasa – Hilmi Toy

Ağustos gelecek, Ağustos da gidecek zamanın gergefinde işlene işlene gün gün. Zamanın sarkacı ileriye dönüyor hep. Geride bıraktığını bırakıp, geriden aldığını alıp ileriye akıyor zaman. Kimilerinin bir çığlıkla hayata tutunduğu, kiminin bir veda ile hayata gözlerini yumduğu aylardan Ağustos da. Kimine hayat öpücüğü kondurduğu, kimine veda busesi bıraktığı aylardan. Bir Ağustos günü sıcağında doğmuşum ben, başka doğanlar gibi mesela. Bizim oralarda “harman sonu” derler. Kimi yerlerde “bostan bozumu”. Hem doğduğu hem de öldüğü ay olanda var. Doğum ile ölüm arası çizgiyi birleştirir gibi yaşarken. Ali Aktaş’ı doğduğu günün gecesinde asmışlardı Adana’da cellatlar örneğin. Turgut Uyar’da doğduğu ayda Vedasını bırakanlardan biri işte.

Ağustos, Turgut Uyar ayıdır. 4’ü doğduğu, 22’si öldüğü. Yaşasaydı seksen sekiz yaşında olacaktı, şimdi ise mısralarının yaşında. Üzerine ölüm yazılamayacak kişiler vardır ya hani, Turgut Uyar da o insanlardan biridir işte.

Can Yücel “Şiirimizin o en kızıl saçlı levendi” der Turgut Uyar için. Edip Cansever bir şiir yazar ölümünün ardından, içinde “Güzleri kullanırdı o kadar sevmese de/ Dünyayı kullanırdı açıp da penceresini sonsuza kadar” mısralarının geçtiği. Uğurlarken arkadaşını mezarı başında çok üzgündür. Soranlara “Ben kendi ölümümü seyrettim” diyecektir. Ve Cemal Süreya “Öldüğü gün hepimizi işten attılar” diye yazar.

Turgut Uyar’sa bir şiirle anlatır ölümü. Anlatır ve fazla da söze hacet bırakmaz:

“Ben bir gün giderim ki neyim kalır,

Eksik bıraktığım her şeyim kalır.

Yaz günü kim ister ki öldüğünü

Eksik bıraktığım her şeyim kalır”.

Edip, Cemal, Turgut, üç arkadaş, üç şair ve gariptir üçü de bir kadının aşkını taşırlar yüreklerinde şiirleri kadar sesli, mısraları kadar duru, sözleri kadar imge, şairlikeri kadar estetik.

Şiirleriyle giydirdiler dünyayı, kendiler gitti şiirli dünyaları kaldı insanlığa.

Gidişini anlatır, geride bıraktıklarını ifade ederken, “Her şeyden biraz kalır

Kavanozda biraz kahve,

Kutuda biraz ekmek,

İnsanda biraz acı” der Turgut Uyar.

Üç yıl önce de 78’lilerin Bülent Abisi veda etti hayata, Turgut Uyar ile aynı güne rastlamış. Yaşarken Yolları kesişti mi bilemem ama ölümle kesişti. 70’li yıllarda Dev-Yol, Kurtuluş gibi gruplara, hareketlere “Oligarşiciler” derdik biz. Siyasette farklılık belirtisiydi. O dönem bu kesim yürüyüş ve mitinglerde “Vampir Oligarşi!” sloganı atarlardı. O dönemi benden daha iyi bilen bir arkadaşım anlatmıştı. Üniversite de boykot var, Bülent Uluer de elinde megafon gür sesle konuşuyormuş: “Arkadaşlar, oligarşi kan içmeye devam ediyor…”, kitle hep bir ağızdan “Vampir Oligarşi!” sloganı haykırıyor. Derlerdi ki, bu sloganın mucidi Bülent Uluer. Mahirler ile çıktığı yolda Kurtuluş ile devam etti siyasi çizgide. Sonra ÖDP, sonra da HDP’de sürdü siyasal hayattaki onurlu kavgası. Kendi siyasal geleneğinin olduğu kadar döneminde önemli simgelerinden biriydi. 32. Gün TV programına konuk olduğunda; “Ben puzzle gibi düşünüyorum Solu, küçük küçük parçalara dağılmış itibariyle. Bunlar bir araya gelince bir fotoğraf çıkacak ortaya. Toplum bizden bunu bekliyor. O küçük küçük bölünmüş puzzle parçalarını bir araya getirip bir fotoğraf göstereceğiz” demişti. O fotoğraf hala çekilmedi, gösterime girmedi…

Varlık Abiye de veda ettik Ağustos’ta bu sene.

Göçmenlerin sesi olan WDR (West Deutsche Rundfunk) bünyesinde Köln radyosu deyince ilk akla gelenlerden Varlık Özmenek. Ankara’dan haberler verirdi hep,Türkiye’den haberler sunardı arı diliyle.

Sanat ve Hayat dergisi dayanışma günlerine, söyleşilerine katıldı. Kürsüden “Türkiye’de hayatta sanat, sanatta hayatı birleştiren bir dergiyle tanıştım. Adı gibi Sanat ve Hayat. Sizde tanışın” deyişi aklımda. Ben de kendisiyle bu vesileyle yüz yüze tanıştım. Sanat ve Hayat dergisinde de yazıyordu. Ceylan yayınlarında çıkan “Büyük Soygun’da Medya” kitabını okudum. Tane tane anlatıyor Büyük Soygun’da Medya’yı. Aklınızda bulunsun diye yazıyorum, “Medya Terörizm” kitabını okumazsanız eksik kalır.

Ekim devriminin kazanımları üzerine söyleşiye katıldığında  bir kez daha tanışıp söyleştik. Gezip görmüştü Sovyetler Birliği’ni. “Sovyetler Birliği’nden Gezi Notları” kitabını da okumuştum. Gürcistan’a da gitmiş, Gori’yi de görmüş, Stalin’in ölümünden sonra müze olan doğduğu evi gezi notlarına allayıp pullamadan tüm sadeliğiyle anlatmış. Gori’de Stalin’e verilen değeri, saygıyı gezi notu düşmüş. Okuduğumda duygulandım ve Varlık abiye saygım, sevgim daha çok arttı. Özgür basın için emek veren bir gazeteciydi Varlık Abi. Medya Varlık, Varlık medyaydı bizler için birazda.

Ağustos güzeldir dostluklara adres oldukça, yürekler sağır olmazsa daha bir güzeldir. Çünkü, “Herkesin bir umudu vardır.

Bir savaşı, bir kaybedişi,

Bir acısı, bir yalnızlığı,

Bir hüznü…

Çünkü herkesin bir gideni vardır,

İçinden bir türlü uğurlayamadığı.” dediği gibi Turgut Uyar’ın.

Gülüşünüz eksik olmasın, hasretlik düşse de yine, ayrılığa inat dünyayı Şiirleriyle giydirenlerden şiirler okuyun… Az da olsa dünyayı kirlenmekten kurtarmış olursunuz.

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑